Geri Dönüşüm

 

Geri Dönüşüm ve Kaynakların Değerlendirilmesi

 

Çevre kirliliğini engellemenin ve doğal dengenin bozulmasını engellemenin en önemli yöntemlerinden birinin geri dönüşüm yani kaynakların değerlendirilmesi olduğunu biliyor muydunuz?

Kullandığınız plastik, cam, kağıt vb. malzemeleri çöpe atmak ve çevre kirliliğine neden olmak yerine bu malzemeleri geri dönüşüm kapasitesi bulunan fabrikalara gönderebilir ve sizin için küçük çevre ve dünya için önemli bir işe imza atabilirsiniz.

Peki; geri dönüşüm nedir? İlk ne zaman ortaya çıkmıştır?

 

Yeryüzündeki geri dönüşüme müsait olan malzemelerin yani kaynakların birtakım geri dönüşüm işlemlerine tabi tutulmalarına, bu işlemler sonucunda hammadde olarak kullanılmak üzere hazırlanmalarına ve yeniden imalat sürecine katılmalarına ‘geri dönüşüm’ adı verilir.

Böylelikle çevreyi kirleten ve insan sağlığını tehdit eden malzemeler; tekrar değerlendirilir. Örneğin; daha önce kullanılmış olan bir kağıt parçası; geri dönüşüm işlemlerine tabi tutulduğu takdirde bu kağıt tekrar kağıt olarak imal edilebilir. Bu durumda hava kirliliği en az %74, su kirliliği en az %35 engellenmiş olur. Aynı zamanda miktarı bir ton olan kağıt parçasının geri dönüşüm ile tekrar imalat sürecine katılması ortalama 8 ağacın kesilmesinin engellenmesi anlamına gelir. Bu durum da oksijen kaynaklarımızın daha az tüketilmesini beraberinde getirir. Bu örnekten de anlayabileceğimiz gibi son dönemlerde ülkemizde yeni yeni popüler olmaya başlayan ‘geri dönüşüm’ aslında çevreyi korumamızın ve doğal kaynakları etkin bir şekilde kullanmamızın en önemli ve en gerekli yöntemlerinden biridir.

Geri Dönüşümün Tarihçesi

 

Geri dönüşüme ilk kez 2. Dünya savaşı sonrası süreçte kaynakların azalması ve Avrupalı insanların ihtiyaçlarını karşılayamamaya başlaması ile başvurulmuştur. Devletler tarafından yürütülen ortak kampanyalar sonrasında halk geri dönüşüme teşvik edilmiş; bu alanda birçok aktivite düzenlenmiştir.

Günümüzde Japonya gibi doğal kaynaklar açısından sınırlı olan ülkelerde geri dönüşüm politikalarının hala devam ettiğini de ifade edebiliriz.

Geri Dönüşüm Kaynakları Nelerdir?

 

Cam, kağıt, plastik, piller, motor yağı, organik ve elektronik atıklar, demir, tekstil malzemeleri, ahşap, metal, beton, alüminyum, akümülatörler geri dönüşebilir en önemli geri dönüşüm kaynakları arasında yer alırlar.

Geri dönüşümün önemini aşağıdaki örneklerle daha iyi kavrayabileceğinizi düşünüyoruz:

  • Plastiğin geri dönüşümde kullanılması; ülkemizde enerji tasarrufunun sağlanmasına olanak tanır. Örneğin 1 ton plastiğin geri dönüşümle tekrar imalat sürecine katılması; 14bin kWh enerji tasarrufu anlamına gelir.
  • Cam asfalt ve beton katkısı olarak geri dönüşüm esnasında kullanılan cam parçalarının geri dönüştürülmesi; benzin tasarrufuna imkan tanır. Ortalama 1 ton cam kırığının geri dönüştürülmesi ile 100 litre civarında benzin tasarrufu sağlanır.

Kısacası geri dönüşümün faydaları; saymakla bitmeyecek kadar çoktur.

Geri Dönüşümün En Önemli Faydaları Nelerdir?

  • Çevre kirliliği engellenir ve çevre korunmuş olur.
  • Geri dönüşüm politikaları sayesinde kaynaklar daha ekonomik ve etkin bir şekilde kullanılır.
  • Geri dönüşüm sayesinde insan sağlığını tehdit eden çöp alanların miktarı azalır.
  • Enerji verimliliğinde artış meydana gelir.
  • Ülke ekonomisi canlanır.

Solucan gübresine yönelerek sizler de geri dönüşüme katkıda bulunabilir; daha sağlıklı ve daha yaşanabilir bir çevre yaratılması yolunda önemli bir adım atabilirsiniz.

 

Küresel Isınma

Küresel Isınma

 

En genel tanımıyla başta karbondioksit olmak üzere sera etkisi yaratan birtakım gazların denizlerdeki ve yer kabuğundaki sıcaklık artışına neden olması şeklinde tanımlanan küresel ısınma; geleceğimizi tehdit eden önemli bir olgu ve sorun olarak karşımıza çıkıyor.

Su buharı, metan, ozon ve karbondioksit gazlarının atmosfere salınması şeklinde ortaya çıkan küresel ısınma; adeta bir sera etkisi yaratarak, evrenimizde başta çölleşme vb. iklimsel değişiklikler olmak üzere pek çok olumsuz sonuç ile karşılaşmamıza neden oluyor.

Peki; küresel ısınmanın nedenleri nelerdir?

 

Küresel ısınmaya adeta zemin hazırlayan en önemli nedenlerin petrol, doğal gaz, kömür vb. fosil yakıtların aşırı kullanımı olduğunu söyleyebiliriz.

Bu fosil yakıtların gereğinden fazla kullanılması; karbondioksit, azot ve metan oksitleri gibi zehirli gazların atmosfere salınmasını beraberinde getiriyor. Sonuç olarak; dünyanın ısı dengesinin korunmasını sağlayan, atmosferin stratosfer isimli tabakasında oluşan gazların ve su buharının yani sera gazlarının artması; küresel ısınmaya neden oluyor.

Bu gazların artması yüzünden zarar gören doğal sistem; güneşten gelen ışınları daha yüksek miktarda geçiriyor ve bu durumda da yeryüzündeki sera etkisinde artış görülüyor.

Sera etkisi yüzünden yeryüzündeki sıcaklık ortalamaları artarken, bu durum da küresel ısınmayı her geçen gün daha da artan bir oranla tetikliyor.

Küresel Isınmanın Sonuçları

 

  • Küresel ısınma; her şeyden öte yeryüzünde iklim değişikliklerine sebep oluyor; iklim değişikliklerine bağlı olarak da televizyonlardaki haberlerde sıklıkla rastladığımız şiddetli kasırgaların, sellerin, çölleşmelerin ve uzun dönemli kuraklıkların sayısı gitgide artıyor.
  • Sera etkisi ile denizlerin aşırı ısınması; buzulların erimesine neden olduğu için kutuplardaki buzulların erimesi hızlanıyor. Sonuç olarak da kutup buzullarının hızlı bir şekilde erimesi; kıyıların tamamen buzul suları altında kalmasına aracılık ediyor. Bu da insan ve hayvanların yeryüzünde yaşayabilecekleri alanın gitgide daralması anlamına geliyor. Uzmanlara göre küresel ısınmanın bu şekilde devam etmesi sonrasında pek çok hayvan ve insanın doğal yaşam alanı sular altında kalacak ve bu durum; canlıların büyük bir bölümünün hayatını kaybetmesi ile sonuçlanacak!
  • Deniz sularındaki ısınmanın su kaynaklarını tüketmesi ve tüm canlıların susuzluk gibi zor bir durum ile karşılaşması da küresel ısınmanın en önemli sonuçlarından biri olarak karşımıza çıkıyor.
  • Aynı zamanda yeryüzündeki sıcaklık artışı; kuraklaşmayı, orman yangınlarını ve çölleşmeyi de tetikliyor.

Küresel Isınmayı Kontrol Altına Almak İçin Neler Yapılmalı?

 

  • Günlük yaşamda kömür, doğal gaz gibi zehirli gazları daha az kullanın.
  • Et tüketimini sınırlandırın
  • Standart ampul yerine yılda 75 kg karbondioksit tasarrufu sağlayan LED ampul kullanın.
  • Fosil yakıtlı araç kullanımını sınırlandırın. Ulaşım amacıyla kendi aracınızı kullanmak yerine toplu taşıma araçlarına ya da bisiklete binmeyi tercih edin.
  • Mümkün olduğunca sıcak su tüketiminden kaçının.
  • Her yıl düzenlenen ağaç dikim aktivitelerine sizler de katılın.
  • Suni gübre kullanmaktan kaçının. Organik tarıma yönelerek; küresel ısınmayı önleme yolunda oldukça önemli bir adım atabilirsiniz.

Tarımın Ülke Ekonomisindeki Yeri

Tarımın Ülke Ekonomisindeki Yeri

 

Ülke ekonomisinde oldukça özel bir yeri bulunan tarım faaliyetleri; özellikle insanların avcı ve göçebe yaşamdan yerleşik ve toplu hayata geçiş sürecinde oldukça önemli bir rol üstlenmiştir.

Özellikle Sanayi Devrimi’nden sonra hızlanan tarım faaliyetleri; 20. yüzyılda büyük bir değişikliğe uğramış; ilk yapay gübrelerin elde edilmesi, tarımsal aktivitelerin hayatımızın merkezine yerleşmesine katkıda bulunmuştur.

Günümüzde; artan sanayileşme ve ticaret hacmine rağmen tarım; hala ülke ekonomilerinde, özellikle ihracat ile ülkelere giren döviz rakamlarında belirleyici bir görev üstlenmektedir.

Kendi meyve ve sebzesini üretebilme kapasitesine sahip olan ülkeler; diğer ülkelere nazaran bir adım öndedir.

Peki; tarımsal faaliyetler, Türkiye’de yani ülkemizde ne durumdadır?

 

  • Nüfusumuzun 1/3 gibi büyük bir bölümü tarım kaynakları üzerinden geçinir.

Özellikle Karadeniz ve Akdeniz gibi işlenmeye elverişli, verimli topraklara sahip olan bölgelerimizde halk; hala tarım kaynakları üzerinden geçimini sürdürmektedir.

  • Ülkemizde endüstriyel üretimde de tarımsal kaynaklardan yararlanılır.

Sadece ham doğal tarımsal ürünler; ülke ekonomimize katkıda bulunmakla kalmaz. Tarımsal ürünlerden elde edilen konserveler; giyim ürünleri de farklı ülkelere ihraç edilir.

Yani tarımsal ürünler; ülkemizin sanayi ürünlerinin imalatı aşamasında da kullanılır.

  • İhracat; özellikle son yıllarda 15 Milyar Doları geçmiştir.

Tarımsal ürünlerin ihracat oranı ülkemizde özellikle son dönemlerde %15’e yaklaşmıştır. Bu oran; her ne kadar yeterli gibi gözükmese de devlet tarafından sağlanan hibe, teşvik ve destekler ile 2023 yılına kadar bu oranın yükseltilmesi hedeflenmektedir.

  • Ülkemizde tarım üretiminden elde edilen gelir; ortalama 62 Milyar Dolar civarındadır

Bilim ve teknolojide yeniliklerin tarım sektöründe de yerini bulması; ülkemizde tarımdan elde edilen gelirin her geçen yıl daha da artmasının en önemli nedendir.

Ancak; bu rakamların yükseltilebilmesi için ‘organik tarım’ tekniklerinin uygulanması, organik tarım ile ilgilenen çiftçi sayısının da artması gerekir.

Ülkemizde özellikle son dönemlerde yükselişe geçen ‘organik tarım’a yapılan yatırımların artması ile bu miktarın en az 3-4 katına çıkabilmesi mümkündür.

Bu konuda hükümetin daha çok çaba göstermesi; organik tarım hibe, teşvik ve destek rakamlarını bir an önce daha da yükseklere çekmesi gerekir. Yani mevcut hükümet politikalarının şu an için pek de yeterli olmadığını söylesek, abartmış sayılmayız.

Ülkemizde kullanılan gübreler bile yurtdışından ithal edildiği için bu durum; çiftçinin tarım sonrası kazandığı geliri önemli bir oranda düşürür.

Organik gübrenin daha da yaygınlaşması ile çiftçinin tarımdan kazandığı miktarın daha da yüksek olması; en azından geçinebileceği kadar bir gelir elde etmesi de hükümet politikalarına ve organik tarımın desteklenmesine bağlıdır.

 

Suni(Yapay) Gübrenin Çevre Üzerindeki Olumsuz Etkileri

Suni(Yapay) Gübrenin Çevre Üzerindeki Olumsuz Etkileri

 

Bitkilerin sağlıklı gelişimini desteklemek, topraktan aldığımız verimi kat ve kat arttırmak amacıyla kullandığımız suni gübrelerin doğa, çevre ve toprak üzerinde onlarca farklı olumsuz etkisinin olduğunu biliyor muydunuz?

Bol miktarda azot, fosfor, potasyum, magnezyum, kükürt vb. kimyasal elementler içeren suni gübrelerin aşırı kullanımı; maalesef ki toprağın yapısının değişmesine, topraktaki su içme ve tutma kapasitesinin ciddi derecede azalmasına, yer altı sularının kirlenmesine neden olabiliyor.

Çiftçiler tarafından bilinçsiz bir şekilde gerçekleştirilen gübrelemenin erozyonla toprak kaybı, hayvan ve insan sağlığını tehdit etme vb. ciddi yan etkileri de bulunuyor.

Bu yazımızda suni gübrenin çevre, insan ve hayvan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsetmek istedik.

İşte; Suni Gübrelemenin Çevre Üzerindeki En Önemli Olumsuz Etkileri

 

·         Toprağı fakirleştiriyor

Toprakta bulunan mikroorganizmaların aktif bir şekilde çalışmasını engelleyen suni gübreleme; mikroorganizmal dengeyi de bozuyor.

Bu durum da gücünü mikroorganizmal dengeden olan toprağın yapısını bozuyor ve toprak; gitgide daha da fakirleşmeye başlıyor.

·         Toprak kalitesini düşürüyor

Aşırı gübreleme; topraktaki asit seviyesinin artmasına, ideal toprak seviyesinin yani Ph dengesinin bozulmasına ön ayak oluyor. Toprakta aşırı asit birikimi ise toprağın verimsizleşmesini ve çoraklaşmayı beraberinde getiriyor.

Verimsizleşen topraklardaki tuz konsantrasyonu yükseliyor, mikroorganizmal faaliyetler azalıyor, gübreler yıkanarak, topraktan daha kolay bir şekilde ayrılıyor, ürün kalitesi düşüyor, toprağın su tutma kapasitesi önemli ölçüde azalıyor.

·         Yer altı Sularını Kirletiyor

Toprakta ötrafikasyona sebep olan aşırı suni gübreleme; başta yağmurlar ve kanalizasyon yolları aracılığıyla olmak üzere; kullanılan gübrenin göllere, denizlere hatta okyanuslara ulaşmasına aracılık ediyor.

Bileşenlerinde nitrat ve fosfat bulunan bu gübreler; deniz, okyanus ve göl canlıları için adeta bir toksik maddeye dönüşüyor.

Deniz ve okyanuslarda aşırı yosun artışı meydana geliyor; deniz suyunun oksijen seviyesi düşüyor, deniz ve okyanuslarda yaşayan balıklar ve canlılar teker teker ölmeye başlıyor.

Bu balık ve canlılar ile beslenen kuş vb. diğer canlılar da beslenemedikleri için dolaylı olarak hayatını kaybediyor. Kısacası; yer altı sularını kirleten suni gübreleme; dolaylı olsa da besin zincirini olumsuz bir şekilde etkiliyor.

·         İnsan sağlığını da tehdit ediyor

Suni gübreleme; yalnızca suda yaşayan hayvanların ölmesine neden olmakla kalmıyor; insan sağlığını da ciddi derecede tehdit ediyor.

İçme sularına bulaşan suni gübrelerdeki azot, nitrat vb. kimyasal maddeler; kişinin ileride kansere yakalanma riskini yükseltiyor.

Aynı zamanda bu içme sularının bebekler tarafından tüketilmesi; bebeklerde cilt renginin maviye dönmesine neden olan ‘mavi bebek sendromunu’ tetikliyor.

Suni gübredeki zararlı kimyasal maddeler; kişide kronik hastalıkların gelişmesine de davetiye çıkarabiliyor.

Kısacası suni gübre kullanımı; özellikle bilinçsiz bir şekilde toprağa ekilen gübreler; hem çevreyi hem de sağlığımızı olumsuz bir şekilde etkileyebiliyor.

Suni gübrenin bu etkileri ile yüzleşmekten kaçınmak adına ‘organik gübre’ kullanmayı tercih edebilirsiniz.

 

Solucan Maması Ne İle Hazırlanır ?

Solucan Maması

 

Kompost solucanları tahmin ettiğinizden çok daha obur tüketicilerdir. İdeal koşullar altında vücut ağırlığının üstünde her gün tüketebilirler. Neredeyse organik olan ( bitki veya hayvan kökenli) her şeyi yiyebilir, ancak bazı yiyecekleri diğerlerine tercih ederler. Büyükbaş hayvan gübresi genellikle Eisenia için  (tavşan gübresini istisna sayarsak) sık kullanılan solucan ham maddesidir.Büyük miktarlarda daha sık bulunmakta olup en çok kullanılan yemdir.

Solucanların tüketebileceği maddeler

Gıda

Avantajları

Dezavantajları

Sığır gübresi

İyi besleme değeri; doğal gıda, kolay adaptasyon süreci

Ot tohumları, ön kompostlama gereklidir.

Kanatlı gübresi

Yüksek N (Azot) içeriği, iyi besleme  ve yüksek değerli bir üründür

Yüksek protein seviyeleri solucanlar için tehlikeli olabilir, bu nedenle küçük miktarlarda kullanılmalıdır; Daha önce kullanılmayan sistemlerde yüksek adaptasyon süreci gereklidir. Önceden kompostlanmalıdır ancak ihtiyatlı kullanılırsa gerekmez

Koyun / Keçi gübresi

İyi besleme değeri

Önceden kompostlaştırma (yabani ot tohumları için) gerektirebilir; küçük parçacık boyutu ambalajlamada zorluklara neden olabilir, bu da ekstra hacimsel malzeme gerektirir

Domuz gübresi

İyi beslenme; mükemmel vermikompost üretir

Ülkemizde bulunması zordur. Daha çok yurt dışında kullanılan bir üründür. Genellikle likit formda bulunur, bu nedenle seperatörden geçirilmeli veya büyük miktarda yüksek emici tabakalarla birlikte kullanılmalıdır.

Tavşan gübresi

Azot içeriği  kanatlı gübresinden sonra ikinci sıradaır. Bu nedenle iyi beslenme; çok iyi vitamin ve mineral karışımını içerir; ideal toprak-solucan yemidir

Yüksek idrar içeriğinden dolayı kullanım öncesinde süzülmelidir;  kullanılabilirlik genellikle zordur.

Taze gıda atıkları

Mükemmel beslenme değeri, iyi nem içeriği, atık devirme ücretlerinden elde edilen gelirler

Son derece değişken (kaynağa bağlı olarak); yüksek N aşırı ısınmaya neden olabilir; et ve yüksek yağ atıkları, anaerobik koşullar ve kokular yaratabilir, zararlıları cezbedebilir, bu nedenle ön kompostlama olmadan dahil edilmemelidir

Önceden kompostlanmış gıda atıkları

İyi beslenme değeri; kısmi parçalanma solucanlar tarafından sindirimi daha kolay ve hızlı yapar; et ve diğer yağlı atıkları içerebilir; daha az ısınma eğilimi.

Beslenme değeri, taze yiyecek atıklarından daha az.

Biosolidler

Mükemmel beslenme ve mükemmel ürün;

Ağır metal ve / veya kimyasal kirlenme ; yataklara uygulama esnasında koku ; işlem tamamlanmazsa patojen sağ kalma olasılığı

Deniz yosunu

İyi beslenme değeri; mükemmel ürün, mikro besin öğeleri ve yararlı mikroplar bakımından yüksek sonuçlar verir

Tuz, solucanlar için zararlı olduğu için yıkanmalıdır; bulunabilirliği bölgeye göre değişir

Baklagiller

Daha yüksek N içeriği,

Nem seviyeleri diğer ürünler kadar yüksek değildir, daha fazla kontrol gerektirir

Yumurta Kabuğu

Daha yüksek Ca içeriği,Üreme artışı sağlar

Toz haline getirilmeden verildiğinde sindirilemez.

Oluklu mukavva (mumlu dahil)

Mükemmel beslenme değeri; solucanlar bu materyali severler;

Beslenmeden önce parçalanmış  veya ıslanmış  olmalı

Balık, kümes hayvanları sakatatları

Yüksek N içeriği iyi beslenme sağlar; sorunlu atıkları kaliteli ürün haline getirme fırsatı

Geçmişteki termofil evreye kadar önceden kompostlaştırılmalıdır. Tavsiye edilmez!

 

Organik Tarım Nedir ?

Organik tarım

Organik tarım, bitki nöbetleşmesi, yeşil gübre, kompost, “biyolojik zararlı kontrolü”nü içeren ve toprak üretkenliğini sağlamada mekanik işlemeye dayanan; sentetik gübre, pestisit, hormon, hayvan yem katkıları ve genetiği değiştirilmiş organizmaların kullanımını reddeden veya sınırlayan tarım yöntemidir. Organik tarımda toprak ve su gibi doğal çevrenin tarım eliyle kirletilmesini engellemek, temiz malzeme ve teknikler kullanılarak üretilen tarım ürünleri ile insan, hayvan ve çevrenin sağlığı üzerinde olumlu katkı sağlamak amaçlanır.

Yaygınlık

1990’dan beri organik ürün pazarı hızlı bir artış göstermiş ve 2007 yılında 46 milyar dolara ulaşmıştır. Bu talep artışı, organik üretim yapılan tarım alanlarının artışına yol açmıştır. Yaklaşık 32.2 milyon hektarda organik üretim yapılmaktadır ve toplam tarım alanlarının %0.8’ini temsil etmektedir. Ayrıca, 2007 yılında doğadan toplanan organik ürünler 30 milyon hektardan hasat edilmektedir.

Kurallar ve amaç

Bu yöntemde çevreye veya insan sağlığına olumsuz etkiler yapan kimyasal gübre, ilaçlama, hormon uygulamaları gibi verim artırıcı yöntemler kullanılmaz. Organik tarım doğal üretim yöntemlerinin günümüz agronomik bilgiler ışığında yapılmasıdır. Organik tarımda izin verilen kimyasal elementlerin toprağa ilave edilmesi, elementer kükürt gibi ekolojik sisteme ve insan sağlığına zararlı kabul edilmeyen ilaç uygulamaları yapılması mümkündür. Ekolojik (organik) üretim yapan bir çiftçi, uluslararası bir denetleme şirketi tarafından verilen sertifikayı almak zorundadır. Bu sertifikayı alabilmesi için ürünlerini gerekli koşullarda üretmelidir. Gerekli koşullar sağlandığında bu denetçi firmalar ürünü denetleyerek sertifika verirler. “Ekolojik tarım” ismi üzerinde önemli anlaşmazlıklar vardır. Bu yöntem ile üretilen ürünlerin ekolojik kelimesi ile bir bağı olmaması sebebiyle “Organik tarım” daha doğru bir isim olarak kabul edilmektedir.

Türkiye’de organik tarım 5262 sayılı Organik Tarım Kanunu ve ilgili yönetmelik çerçevesinde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın kontrol ve denetimi altında yapılabilmektedir.

Organik tarım yöntemleri birçok ülkede yasa ve kurallarla çerçevesinde yönetilmekle beraber, standartların büyük bölümü bir şemsiye organizasyonu olan 1972’de kurulan IFOAM (International Federation of Organic Agriculture Movements – Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu) tarafından oluşturulmuştur. IFOAM, organik tarımın amacını şöyle tanımlamıştır:

« “Organik tarım toprakların, ekosistemin ve insanların sağlığının sürdürülmesini sağlayan bir üretim sistemidir. Olumsuz etkilere yol açan girdilerin kullanımına karşı ekolojik süreç, biyoçeşitlilik ve bölgesel koşullara adapte olmuş döngüye dayanmaktadır. Organik tarımın hedefi gelenek, yenilik ve bilimi birleştirerek paylaştığımız çevreye faydada bulunmak ve adil ilişkilerle yaşamın içinde yer alan herkes için iyi bir hayat sağlamaktır.” »

Organik sebze yetiştiriciliği

Zirai tarım ilaçlarının ve kimyevi gübrelerin bazı zararlı sonuçlarına karşı, İnsan ve çevre için sağlıklı tarım uygulamalarının resmi adıdır. Yetiştirici, doğal tarım uygulamaları yapıyor olsa bile, sertifika kuruluşları tarafından denetlenip onay almadan, “organik tarım” terimini kullanamaz. Organik Sebze Yetiştiriciliğinde, zararlı zirai ilaç ve kimyevi gübre yerine başka araçlar kullanarak verim elde edilir.

Temel Yöntemler:

  • Doğal gübre kullanımı; kompost yapma, doğal hayvan gübreleri, yeşil gübre
  • Kardeş bitkiler – companion planting- ; Bazı bitkiler birbirlerini korurlar, örneğin kadife çiçeği birçok sebzenin köklerini nematod zararlılarından korur.
  • Değiştirerek ekim; Her mevsim, belli bir bölgeye, topraktan değişik istekleri olan bitkileri dikmek.
  • Zararlıları yok eden canlılara (kuşlar, kurbağalar, uğurböcekleri, yılanlar vb) çekici gelecek uygulamalar; Biyolojik çeşitlilik, barınma ve korunma olanakları sağlama.
  • Malçlama; Zararlı ot gelişimini engelleme ve toprak nemini ve yapısını koruma- geliştirme amaçlı, organik veya plastik malzemelerle yapılan örtü uygulaması.
  • Damla sulama
  • Pestisit kullanımı; Organik tarımda pestisit kullanımı izin verilen birkaç istisna dışında kesinlikle yasaktır, bunlar; Bacillus turigensis ( bir bacteriel toksin), pyrethrum, rotenone, bakır sülfat ve zirai kükürttür.

Organik hobi bahçeleri

Organik sebzeler, dışarıdan alınabileceği gibi, kişiler bunları kendileri de yetiştirebilirler. Birçok ilde, belediyelerin ve özel sektörün hizmete sunduğu hobi bahçelerinden, organik tarım esaslarına uyan mekanlarda, şehir insanları da kendi sebzelerini yetiştirebilirler.